Kişiler

Arif Ağa (Sabıroğlu) Sungurlu'da

Arif Ağa


Torunu Niyazi Saburoğlu'nun hazırladığı kitapta

''Henüz elimizde bir şeceresi veya benzer bir belgesi bulunmamakla birlikte, ailenin Rakka’dan Çorum’a gelen Akça Koyunlu Türkmenlerinden oldukları, İmam Zeynel Abidin soyundan gelen Saburoğlu Ocağı’na bağlı oldukları, zaman içinde besicilikten tarım ve bölgede çıkan kaya tuzu ticareti ile uğraştıkları, ocağın özellikle felçli hastaların adak adadıkları ve tedavi için başvurduğu ocaklardan olduğunu söyleyebiliriz.''

Diye yazar

Saburoğlu Ocağı
( Seyyit Sabur) Ve Arif Dede
Yazan: Niyazi Saburoğlu

Kuloğlu matbacılık Ankara 
Yıl 2004

Annemle sohbetimizin çoğu Eski insanlar üzerinedir, çocukluğunda Annesinden duydukları, Ebesinden duyduklarıdır. Bir defasında bana Ebesinin hastalandığında Arif ağa tekkesine götürdüklerini orda iyi olduğunu, bir defasında ise Annesinin ırgatlık tarlasında düştüğünü onuda Arifağanın bacısı...........????????? köyünde iyi ettiğini anlatmıştı. Annemin bana bu olaylardan bahsetmesinden sonra Çevremizde ki ziyaret yerleri, tekke ve türbelerin hakkında bilgi olmadığı ama Arifağa zamanımıza yakın yaşamış, sonra onu tanıyan bir çok kişi halen hayatta.

Hakkında bu günlerde yazılmazsa bütün tanıyan sohbetinde bulunmuş, kişiler yaşları 60 civarında olan kişileri kaybedersek Arifağa hakkında bilgileride kaçırmış oluruz diye düşünüp hakkında bilgi toplamayı düşündüm.

Zamanımızın adamı, onun muhabbetinde, sohbetinde bulunanlar hala yaşıyor, kızları hayatta.

Onu anlatacak bir çok kişi henüz hayatta. Onun türbesi ölümünün hemen ardından yapıldı giderek çoğalan ziyaretçi akınına uğradı. Zaman geçip onu tanıyanların hayata gözlerini yumması onun hakkında bilgilerin ölmesi demektir, canlı şahitlerden bilgi alamazsak eğer, Arif ağa’nın yaşamıyla ilgili bir çok şey efsaneye masala söylenceye dönüşeceğine inanıyorum. Şimdiden bir çok söylenceler oluşmuş, halk içinde anlatılıyor 

 

Aşık Yarebülbül'ün anlatımına göre.
Mehmandı Köyünden, Sabıroğlu Ocağından bilinir ama aslında İspiroğlu Ocağındandır. Eskiyapar’da İspiroğulları denen kabile varmış ama Arif Ağagil onlara karışmıyor.

Sungurlu’dan Ankara’ya giderken 18km sonra sol tarafta küçük bir tepe üzerinde türbesi var. Türbenin içinde mezarı var. Son yıllarda türbenin yanına bazı binalar, kurban kesme yerleri yapıldı. Su getirilip güzelleştirildi. Alevi, Sünni herkes gelir, adaklar adar, dilekler dilerler. Birçok kerameti anlatılır.

Doğumu 1312 Mihmandı köyünde doğmuş. Miladi:1895
Köyün eski adı Meymandı ( Mihmandı) Yeni adı Aydoğan.
Babası Mustafa
Annesi Elif
Annesi Elif'i hiç tanımamış. O çok küçükken annesi ölmüş.
Babası Akçakoyun köyünden Sultan adında biriyle evlenir.
Babası Mustafa ölünce henüz 10 ya da 11 yaşlarında olan Arif Ağa Analığı da bırakır babası evine gider. Kardeşleri komşuları ile yaşama devam eder.

Arif Ağa'nın babası Mustafa Ağa'nın kerameti: 

Bir kış günü ölür, cenazesini mezara defnedebilmek için, çaydan öbür tarafta olan mezarlığa götüremezler. Sebep; Kış günü hava şartlarından dolayı kar diz boyudur ve devamlı yağmaktadır. Aradan Kırk gün geçer. Mustafa Ağa kendiliğinden uykudan uyanıyormuş gibi uyanır. Daha uzun süre yaşar.

Arif Ağanın Eşi

Körkü köyünden Cennet adında biriyle evlenince düzeni değişir her şey düzelir.

 Körkü köyünden Hüseyin ağalar, Hüseyin ağanın çocukları denilen dedeler.
Nesimi ağa, Musa ağa (lakabına Çamo derler) Çavuş ağa derler. Teslime adında ve Cennet adında bacıları var.

Cennet Arif ağanın eşi.

Ölümü : 05-02-1969
Türbe sungurlu'ya 18 km dir.

1998 yılında Saburoğlu ocağı Arif Dede Türbesi koruma Ve Yardımlaşma derneği Kurulur.

Kaynak: Saburoğlu Ocağı
( Seyyit Sabur) Ve Arif Dede
Yazan: Niyazi Saburoğlu

Kuloğlu matbacılık Ankara 
Yıl 2004


Kardeşi Mehmet Ali ölünce küçük kardeşi Mustafa küçük yaşına rağmen Hacı Bektaş Dergahın a gider. Seyyid Feyzullah'tan icazet alır. 14 Muharrem 1287- yani miladi -1870

***
Mehmet dayım Hacı Bektaş Veli türbesini ziyaret etmek ister Ankara’dan Annesi Firdevs’i de alıp götürmek ister. Yürüyerek Körkü’den Arif ağaya da uğrar Arif ağa tanımıyordur dayıma sorar '' Kamışlı'dan kimlerdensin.''
Dayım: ''Ben Kamışlı’dan Haydar Efendi’nin oğluyum'' deyince. Arif ağa: ''Haa Annen Firdevs devamlı karşımda duruyor bak'' diyerek Firdevs ebemin dokuyup Arif ağaya hediye ettiği kilimi karşısındaki duvardan gösterir.
Anneannem Firdevs Dokuduğu bir kilimi Arif ağaya hediye götürmüş oda karşısındaki duvara takmış.

 

Arif Ağa Dede

Arif Ağa’nın sağlığında, Tatlı Köyünden birisi harman zamanı kağnı ile sap getirirken kötü bir yerden geçerken; »Arif Ağa yardım eyle kağnım devrilmesin« diye yalvarır. Kağnı oradan geçer düz yola çıkar, serbeste çıktığı için »Arif Ağa kıçına diken batmasın« deyip alay eder. On adım gitmeden mandalar yere yıkılır, kağnı devrilir. Kendisi gelir Arif Ağa’ya durumu anlatır, özür diler, kurban keser.

Papuç:

Felç olan insanlar ilk günlerde oraya gelir. Orada »Pabuç« var onu sürerler, böylelikle iyileşeceklerine inanırlar. Söz konusu Pabuç halen orada bulunmaktadır.

Hırsız:

Çukurlu köyünden bir adam anlatmış. »Annesiz babasız kaldık, Akpınar köyüne çoban olduk. Yatağımız yorganımız yok, gelip gidip görüyorum Arif Ağa da çok var. Öğlenleyin vardım Arif Ağa’nın evinde yemek yedim, gece gidip yatak yorgan çalacağım. Ben öğlen yemeğimi yedim. Arif Ağa: »Git sürün ekinlere girer sahip olun« dedi gittim ki sürü ekine girecek köpekler önünü kesmiş, giremiyor. Akşam oldu ben geldim evi gözetledim, gece girdim eve, yatak yorgan yüklendim götürüp ağabeyimin evine koyacağım.

Arif Ağa yakaladı beni. Evdeki çalışanlardan birisini kaldırdı. Mandaları kağnıya koş dedi. Bana iki takım yatak verdi biri ağabeyine bazı yiyecek maddeleri de koydu. Düğün hazırlıklarına da başla düğününü de gelip ben yapacağım. Dedi. Daha sonra ben o eve o kişiye kul olmaz mıyım? «

***

Haydar Çukurluöz Anlatısı:

Halep'ten Anadolu'ya gelen Alevi ocağıdır. 
12 İmamlardan dördüncüsü olan İmam Zeynel Abidin'e dayandırılır.

Yozgat tarafına geldikleri, bir bölükleri de Eskişehir yöresine gittiği söylenir.

Kaynaklarda fazla bilgi bulunamamaktadır.

Yörede Tuz taşımacılığı ve satışı ile ilgili izin belgeleri, ve kantar tartım izini belgeleri  olduğu biliniyor.

Hacı Bektaş dergahına bağlı bir ocak olarak bilinnir.
Mustafa Ağa'nın özel eğitim aldığı, savaşta geri hizmetlerinde güvenliği sağlama görevi olduğu, 6 yıl kadar askere alınmayacağı belirtilir.

Zeynel Abidin soyundan aslınız
Tükenmesin bu dünyada nesliniz
Ölünce de türbe olur üstünüz
Saburoğlu ocağına gelenler vardır

Aradım aslını Muhammet soyu
Ehl-i Beyte benzerdi Dedenin huyu
Akpınar değil de Mihmandı köyü
Saburoğlu türbesine gelenler vardır

Felç olan hastalar adıyor kurban
İtikadı edenler kurtulur dardan
Yardımcınız olsun ol Şah-ı Merdan
Saburoğlu ocağına gelenler vardır

Arif Dede Sabur Hüseyin Ulaş
Her nereye gitsen nefsinle savaş
ananla babanla komşunla anlaş
Saburoğlu ocağına gelenler vardır

Aşık Hüseyin Ulaş
***
Başka bir belge de, Sabur babanın torunlarından, Mehmet Ali Baba vefat etmiş, kardeşi Mustafa  küçük yaşına rağmen Hacı Bektaş dergahını ziyaret ederek, beraberindeki taliplerinin razılığı ile Dergahtan icazet aldığı belirtiliyor.

Başka bir belge de
Sungurlu'nun Mihmandı köyünden, Haydar torunu Hasan oğlu Mustafa, normal askerliğini başarı ile bitirdiğini 6 seneliğine koruma altına alındığını belirtiyor.
Bu belgenin padişahın emri ile yazıldığı belirtiliyor tarihi: Sefer ayının 22 1361/1845.

Belgelere göre Sabur Babanın torunu Mehmet Ali vefat edince kardeşi küçük yaşta  olan Mustafa deniliyor.

Sabur babanın oğlu kim adı nedir bilinmiyor. Mustafa Ağa'nın çocuklarından birisinin adı da Mehmet Ali, bu da çok doğal oğullarından birine kardeşinin adını verir.

Türbesi olan Arif Ağa'nın Babası Mustafa Ağa'dan başlayıp getirilirse.

Mustafa Ağa-ilk eşi Elif- 2. eşi Sultan.
Çocukları
Ayşe -Azim -Mehmet Ali- Fadime- Arif Ağa.
Ayşe: Sarı Hüseyin'in annesi eşinin adı Hasan
Yani; 

Ayşe - Hasan
Çocukları.

Veysel - Elif - Haydar (Lakabı Adıgüzel) - Zeynep - Rukiye - Rıza.

Mustafa Ağa'nın öteki çocuğu: Azim.

Azim- ?????  -- Azim , Çanakkale savaşında şehit olmuş.

Çocukları
Haydar - Selvi.
Haydar: Haydar Çukurluöz'ün eşi Fadime yengenin babası.Fadime yenge Körkü dedeleri , Abidin Ağa, Mazin Ağa lar Babamın dayıları dır diyor.
Selvi: Mahmatlı köyünden Abdullah dedenin annesi,  ovuculuk yaparlar Papuc olan bir aile.

Mustafa Ağa'nın öteki çocuğu: Mehmet Ali. Daha evlenmeden genç  yaşta Kemallı köyünde dedelik yaparken ölür, muhtemelen orada toprağa verilir. 

Mustafa Ağa'nın öteki çocuğu: Fadime. evlenir fakat çocukları olmadan genç yaşta ölür.

Mustafa Ağa'nın ikinci eşinden olan kızı Zehra.

Mustafa Ağa ölünce ikinci eşi Sultan geri babasının evine gider, bir süre sonra Sungurlu'nun Diğ köyünde bir kişi ile evlenir. Mustafa Ağa'dan olan kızı Zehra'yı da beraber götürür.

***-

Mustafa Ağa'nın beşinci çocuğu Arif Ağa:

Mustafa Ağa'nın erkek çocukları;
Azim Ağa savaşta kalıyor. Mehmet Ali Ağa dedelik yaparken ölüyor.


Arif Ağa'yı küçük olduğu için,???????
Körkü köyüne dayıları götürüyor.

Akçakoyun'a, sonra Akpınar köyüne, sonra
Körkü köyünde rahat olmazlar
Bu Bacısı Ayşeye söylenir. gider getirir Bacısı Ayşe büyütür.

Arif Ağa Dede yetişince birisi gelir ''Körkü köyünden Hüseyin Ağa dedenin bir kızı var adı Cennet çok iyi Arif Ağa dedenin evini çeker çevirir'' diye över. Bunun üzerine gidilir istenir ve . evlendirilir.

Arif Ağa'nın eşi Cennet daha sonra Bacısını kayınının oğluna alır evlendirir

---*

İnegazi köyünden Haydar Öztaş Türbeyi ve aş evlerini yaptıran kişi. Varlıklı bir kişi Sungurlu'ya hastane yaptıran kişi.

***-

Mehmandılı Arif ağa’nın oğlu Haydar için yazılan destan

Araba aldım bir gününü görmedim
Böyle olacağını bende bilmedim
Elim dönüp gözyaşımı silmedim
Genç yaşta güllerim soldurdun felek

Arkadaşlarla çıkmıştım yola 
Aniden bir kaza görünmez bele
Cenazem üstüne okudum sela
Genç yaşta güllerim soldurdun felek

Mamak yolu üstünde ezildim kaldım
Bahçe gülü gibi sarardım soldum
Bilmiyorum acep intizar mı aldım
Doymadım gençliğime soldurdun felek


Dört yavrumun kimler gönlün eğlesin
Kadir mevlam bize her an böylesin
Beni seven destanımı söylesin
Gençken bana kıydın ey zalım felek

Otobüs yaptılar aktı kanlarım
Genç yaşta göğsümde kaldı muradım
Yüzümü görmedi küçük evladım
Yavrularım öksüz koydun ey felek

Akpınar’ mezarımı kazsınlar
Saf saf olup namazımı kılsınlar
Mezarım taşına ismim yazsınlar
Akrabadan ayrı koydurdun felek

Akpınar yatağım Mehmandı yurdum
Açtılar içerim büyüktür derdim
Yavruları anneme emanet ettim
Genç yaşta toprağa koydurdun felek

Annem bacılarım tutsun yasımı
Yalvardım allahım duymaz sesimi
İmam hasan içti ağu tasını
Çileyi onlardan koydurdun felek

Tecellim kötüymüş karaymış yazım
Yolsun saçlarını dört tane kuzum
Doymadım dünyama kapanmaz gözüm
Kuzularım yetim koydurdun felek

Tıp Fakültesinde iki gün kaldım
Felek gençliğimi elimden aldın
Kardeşim Sultan’dan intizar aldım
Taliplerden ayrı koydurdun felek

Yardılar vücudum yaram çok anam
Sabıroğlu çok çağırdım el aman
Yetiş kurtar geleceğin bu zaman
Şefatından mahrum eylemen felek

Babam Arif ağa Sabıroğluyum
Ben ceddime ikrar verdim bağlıyım
Yaz bahar ayının akan seliyim
Genç yaşta gülümü soldurdun felek

Yazan Akpınarlı Haydar’dır adım
Ben ceddimi metheylemek muradım
Yusufu Kenan’a benzer sıfatın
Sende muradına erdin ey felek


**-**