Hikayeler

Köroğlu’ndan Bir Kesit:

Köroğlu’nun babası Yusuf’un Getirdiği atı beğenmeyen Bolu Beyi, Yusuf’un gözlerini ateşli mille kör ederek getirdiği zayıf atın sırtına bindirerek memleketine gönderir. Yusuf evine gider oğlu Ruşen Ali’ye, bu at belli şartlarda bakıldığında çok iyi bir at olacağını söyler. Yusuf şartları oğlu Ruşen Ali’ye anlatır. 

Babasının gözlerini Bolu Beyi kör ettiği için, Ruşen Ali’nin adı »Köroğlu« olmuştur, yani Körün oğlu atı yetiştiren Köroğlu bir gün Babası Yusuf’la beraber Bolu şehri yakınlarında Çamlıbel’de gecelemek durumunda kalırlar. O gece Yusuf rüya görür, rüyasında bir aksakallı Pir, bulundukları yerin biraz yakınında bir akar su var, o sudan içince, elini yüzünü yıkayınca gözlerinin açılacağını ve yiğit birisi olacağını söyler.
Sabah olunca oğluna: Git bir bak bu yakında bir yerde su olacakmış nerede? Öğren de gel, der Köroğlu ata biner gider hemen yakınlarında bir beyaz köpüklü akarsu görür, suyu görünce, atı durduramaz at gider sudan içer. Köroğlu da nasıl olsa akarsu babama da yeter herkese yeter diyerek kendiside içer. Gelir babasına baba buldum suyu buraya yakın der. 

Babası »nasıl bir su?« der Köroğlu »beyaz köpüklü akarsu« der. »içtin mi» der, baba atı durduramadım. kaçtı içti bende içtim seni götüreyim gel» der. 

Babası »Oğlum o sudan içtiğin için sana kul elinden ölüm yok, artık. Hiç kimseden korkma, o suda şimdi yok, kaybolmuştur« der.

Köroğlu »Baba onca su biter mi gel gidelim« der ama babası:

»Yok, oğlum o su kayboldu » deyince Köroğlu gider bakar ki gerçekten su kurumuş kaybolmuş.

Söylenceye göre Bolu Beyi’yle onca maceraları, etrafında ki onca yiğitlerin maceraları filan derken sonunda, etrafındaki yiğitlerin ölümü filan derken, Köroğlu, Ayvaz ve hanımları Suriye’ye, Şam’a giderler orada yerleşirler.

Her gün sabah Ayvaz Köroğlu’nun kahvaltısını odasına götürür, bir gün kahvaltıyı götürür kapısı açılmaz, bekler biraz gene açılmaz. Sonra gene kapıyı çalar açılmayınca zorla açar bakar Köroğlu’nun elbiseleri duruyor ama Köroğlu kendisi yok.

Ahıra iner bakar, eğeri minderleri duruyor, ama at da yok.

Yani Köroğlu kaybolur. Bir rivayete göre Kırklara karışmıştır. Mezarı da yoktur.