Bilgi

Dört Kapı Kırk Makam - Kısaca

Dört Kapı Konusu

Benim önemsediğim konu, inancı başlayıp sonuna gelebilmek. Hacı Bektaş Felsefesinde 4 Kapı 40 makam olarak bilinen Makalat adındaki kitaptan yorum yapılarak uzatılan, çoğaltılan konudur.

Kaynaklarda Said Emre adında bir kişinin yazdığı anlatılır.

Sûfî ve şair. Said Emre’nin asıl adı Sadeddin’dir. Said Emre, Hacı Bektaş'ın "Makalat (Sözler)" adlı yapıtını Arapçadan Türkçeye nesir olarak çeviren kişidir

Nakşibendi şeyhi de kitap olarak yazdı.

Hacı Bektaş Çelebilerinin içerisinde olan bir kişi de yazdı, başka da yazanlar var.

Bence: 4 kapı ve 40 makamları öğrenilip anlamı manası, amacı, maksadı bilinince İnanmak, bitirilebilir.

Ene-l Hak denilebilme durumuna ulaşılır. Yaptırımlar; Yani namaz, cem, oruç vb. İslam’ın, Aleviliğin içindeki yapılması gerekenler biter.

Kişi öğrenmiştir, bilir, ihtiyacı yoktur. Ömür boyu yapması gerekmez, yapıyorsa öğrenememiş, anlamamış, bilmiyor demektir. Yapıyorsa da boşa.

Bir Söylence

Bir Mürşit şeyhine dört kapıyı sorar, şeyhi der ki git filanca yerde insanlar oturmuşlar muhabbet ediyorlar gir içeri ilk önüne gelene bir şamar vur, sonra ötekine sonra ötekine dört kişiye vur gel der.

Mürit denilen yere gider, ilk önüne gelene bir şamar vurur, vurduğu adam kalkar  geri buna vurur.

Ötekine gider vurur, vurduğu kalkar vurmaya ama, şeytana lanet olsun diyerek vurmadan geri oturur.

Üçüncüye vurur, vurduğu kişi irkilir ama bakmaz dahi.

Dördüncüye varır vurur, vurduğu kişi tınmaz dahi sanki hiç vurulmamış gibi.

Gelir bunu Mürşidine anlatır, Mürşidi açıklar;

Şeriat birinci vurduğun gibidir karşılık verir.

Tarikat bir adım ilerlemişi olgunlaşmışı kendisine denilenleri hatırlar uygular. Marifet te olan farkındadır ama haktan geldi oda haktır, diyerek önemsemez. Hakikatteki kişi Hak ile hak olmuştur vuran da haktır farkında bile değildir.

Diyerek anlatmaya çalışır.

Dört kapı kırk makamın tarifini çok fazla örneklerle anlatmaya çalışırlar.

Şeriat...Çerağ.    Tarikat...Fitil.     Marifet...Yağ.     Hakikat...şule.   

**

 -Şeriat: Allah’ın emrini tutup, yasağından kaçmaya derler.

-Tarikat: Nefsini ıslah edip, inceden inceye gitmeye derler.

-Marifet: Her şeyin edebin tutmaya derler.

-Hakikat: Kalbi nurlanıp gözünden perde gitmeye dereler.

**

Şeriat ’ta: Allah´tan korkulur.        -Tarikat ´ta, Allah´tan utanılır.        -Marifette: Allah sevilir.         -Hakikat ’ta: Ayrı Allah yoktur.

**

Şeriatta: Şu senindir şu benim.    -Tarikatta: Hem senindir hem benim          -Marifette: Ne senindir ne benim.      -Hakikat ‘ta: Her şey Haktır.

Çoğaltılarak örnekler verilebiliyor.

Şeriatın, tarikatın, marifetin, hakikatin, selamı, kurbanı, ibadeti başkadır.

Ben; bitirilmesi gereken okul ve o okulda dersler olarak algılıyorum. Musahiplik ile başlayan ders ve eğitim 3 yılda 5 yılda, hadi 10 yılda bitirilmeli.

Bitirebilenler:

Kendisini okuyanlar sınıfındadır, aradığını kendisinde bulmuşlardan olmuştur, Ene-l Hak diyenler yanındadır, Daha ileri gidecek makam, sınıf, yer yoktur.

Sonrası: Sonrası Kâmil insan, herkesin güvendiği, danıştığı, sığındığı, inandığı kişidir.

Sonrası: Sonrası Dedeye inanır inanmaz, Cem’e gelir gelmez, oruç tutar tutmaz, hatta Allaha inanır inanmaz, onun için hiç birinin önemi yoktur.

Sonrası: Sonrası kimseye hakaret etmez, kötü söylemez, kimseye zarar vermez, kimseyi zarara uğratmaz, hataları, eksikleri görmez kabul edicidir.

Sonrası: Sonrası zararlı kişilerden, cahillerden, fitnelik, fesatlık yapanlardan, düşünenlerden uzak durur, gerektiğinde sözünü çekinmeden söyler.

Sonrası: Sonrası hiçbir şeye zarar vermez, yanlışlık yapmaz, tabiatı, varlıkları korur, kollar.

Gönüllü eğitimci, gönüllü koruyucu, lazım olduğunda gerektiğinde herkese yardımcıdır.

Cahiller ise onu kendileri gibi olmadığı için sevmezler, devamlı yererek, kötüleyerek, aşağılayarak, eleştirerek dışlarlar.

Onun umurunda değildir.

O, Hak ile hak olma makamındadır, 4 kitapta olunması gereken kişidir.